CELALETTİN KARATAY

      Tarihimizde her devletin zor zamanları vardır. Zor zamanlar, devletlerin bunalım eski deyimle buhran içinde kaldıkları zamanlardır. Bu zamanlar adam kıtlığı devirleridir. Bir de işgal veya istila bu sürece eklenince devrin keşmekeşi içinden çıkılmaz bir hal alır. Nitekim bu devirlerin adamları keşke bu dönemde yaşamasaydık ne büyük işler yapardık derler. Asıl mesele bu dönemde birlik ve beraberliği kısa da olsa sağlayabilmektir. Osmanlı tarihinde Sultan II. Abdülhamit devri buna örnektir.

  Yazımıza konu ettiğimiz Celalettin Karatay, Türkiye Selçuklularının hem ikbal hem buhran devrinde hizmet görmüş bir devlet adamıdır. Selçuklu döneminde görev alan devşirme kökenli devlet adamlarından biridir. Konya merkezdeki üç ilçeden birine ismi verilmesi uygun görülmüştür. Ulu Sultan Keykubat devrinde taştdar ve emir-i devat görevinde bulunmuştur. Sultanın ani ölümü üzerine yerine gelen oğlu Gıyasettin Keyhüsrev döneminde devlet hizmetinde yer almamasına rağmen işlerin kötü gitmesi nedeniyle hazine-i hassa emiri olarak yeniden göreve döndü. Hükümdarın ölümüne kadar devlet hizmetinde bulundu.

   Bu süreçten sonra hükümdarın vasiyeti gereği en küçük melik II. Alaaddin Keykubad tahta çıkmıştır. Ancak ortanca melik II. İzzettin Keykavus, Moğollardan aldığı belgeyle buna itiraz edince Celalettin Karatay’ın idaresinde üçlü bir saltanat yönetimi kurulmuştur. Bu yönetimde Saltanat naibi ve Atabey unvanları ile Celalettin Karatay etkili olmuştur. Hem gölge iktidar olmuş hem de üç kardeşin kavgaları ile devletin yıkılmasını engellemiştir. Bu dönemler devletin sekaret halleridir ve Celalettin Karatay’ın yaptıkları ölmeden önce susuzluk çeken hastaya bir yudum su içermenin ötesine geçememiştir. Rukneddin Kılıçaslan, İzzettin Keykavus ve Alaattin Keykubat, Karatay’ın sağlığında aynı anda para bastırıp eşit dereceli üç hükümdar olmuşlardır. Sultan Keykavus’un, Moğol hükümdarı Mönke’nin hükümdarlığını tebrik için Moğolistan’a gitmesi gerekmektedir. Onu uğurlamaya giden Celalettin Karatay, Kayseri yakınlarında vefat etmiştir. İzzettin Keykavus, Karatay’ın ölüm haberini alıp geri döndü ve yerine kardeşi Alaaddin gönderildi. Alaaddin, Erzurum’da kardeşlerinin emriyle öldürüldü. Bu şekilde üçlü yönetim sona erdi. Keykavus ve Kılıçaslan kavgası da, Keykavus’un sürgünü ile sona erdi. Nitekim Moldova’daki Gagavuz Türkleri ile Selçuklu hükümdarı arasında bağlantı kurulmaktadır. Özetle bu kavgalar sekaret halindeki devletin ölümünü çabuklaştırmaktan öteye geçememiştir.

  Kıssadan hisse Türk tarihinde yönetimde çok ortaklılık bahsettiğimiz şekilde nadir görülen bir durumdur. Moğolların emriyle yapılmıştır. Devlet bünyesine uymamaktadır. Şahsa bağlı kalmış bir uygulamadır. Kaderi kimse bilemez ama Karatay daha fazla yaşasa ne kadar devam ederdi. Bana kalırsa zor. Sonraki devirde, Yıldırım Bayezid’in çocukları böyle bir uygulamaya yanaşmamışlardır. II. Bayezid ise bir ufukta iki güneş aynı anda olamaz diyerek kardeşi Cem Sultan ile ortak yönetim yolunu kapatmıştır. Tarih, asla yaşandığı günde kalmaz ve günümüze dersler verir. Akil olan dersi hakkıyla alabilendir. Selam ve dua ile

Mustafa AK

Seydişehir AİHL Tarih öğretmeni

mstfknyali@gmail.com