ŞİVLİLİK GÜNÜ

Öyle günler var ki takvim yapraklarımızda.  Kadınlar günü, Veterinerler Günü, Sevgililer Günü, Aziz Patrik Günü, Dünya Günü, Su Günü, Hıdırellez günü....

Bazı günler de öğretilerimizde veya inançlarımızda, soyut şekilde duruyor. Yaşamadığımız için soyut. Kıyamet Günü, Kurtuluş Günü, Diriliş Günü, Sırat Günü...

Şivlilik  Günü ise bu günlerden biraz farklı. Bu bir kültür. Belirli bir alanda yaşanılan, yaşatılan bir kültür. 

Bir kandili geçirdik ve önümüzdeki kandili bekliyoruz. Muhtemelen internet kültüründe bir çoğumuz güzel paylaşımda bulunmuş (Sanal)sahte hazlarla tatmin olmuştur. Artık toplumumuz bütün gelenek ve göreneklerini internetten (Paylaşarak-Beğenerek) yaşatır oldu. Öyleleri var ki video izlemek sitelerinden veya televizyondan Kur’an-ı Kerim dinleyerek ibadet ettiğini zannetmeye başladı.

"Peygamberimizin bastığı yer işte bu. Paylaş...."

"Kuran okuyan çocuk. Paylaş ne kadar sevdiğini göster"

"Şu mübarek kabire 3000 beğeni gelir mi?"

"Kafirin biri hakaret etmiş. Beğen, paylaş, yorumla o kafir; müslüman görsün"

"Bu gece kandil gecesi. X hocayı x radyoyu sabaha kadar dinleyecek ve errte çıkaracağım"

Televizyonda Kuran dinleyerek ibadet edilir mi? Bu uzman ilahiyatçıların cevaplayacağı bir konu. Ama kötü yayınlar izlemektense iyi yayını izlemek-dinlemek daha hoştur. Kandil kutlamaları konumda geçeceği için önce olumsuzu vermeyi düşündüm. Aslında bu konuyu yazıp yazmamak üzerinde de kararsız kaldım bir süre. Ancak, kandil münasebetiyle, akraba ziyareti için Konya'ya gittim. Orada gördüğüm kutlamalardan etkilendim ve yazmaya karar verdim. Anlatmazsam olmazdı sanki. 

 

***

   Kandil gecesinden bir gün evvel sokaklara boş arazilere ateşler yakılıyor gençler çocuklar başlarında eğleniyorlar. Belediyelerin işadamlarının desteğiyle de büyükler Fener Alayı yapıyorlar. Köylüsü kentlisi, amiri-memuru, işçisi-aşçısı bütün konu-komşu marketlere doluşup şekerlemeler çikolatalar alıyorlar. Sabahları çocuklar ellerindeki poşetlerle ev-ev dolanıyor. "Kandiliniz mübarek olsun" diyerek zilleri çalıyorlar. Büyüklerin ellerinden öpüyorlar. Ev sahiplerinde akşamdan hazırlık yaptıklarından çocukların yüzlerinden alınlarından öpüp, nevaleleri torbalarına koyuyorlar. Bazı aileler çocukları pek küçükse veya çocukları için titizlerse sokaklara yalnız yollayamadıklarından binaların girişinde kapısında çocukları bekliyor, çocuklarının o görenekten mahrum kalmamasını, o eğlenceden uzak kalmamasını önlüyorlar. Büyükler de birbirlerinin evine gidip aldıkları tatlıları paylaşıyorlar. Esnaflar da Ramazan Bayramındaki şeker adeti gibi iş yerlerine tatlı alıyorlar birbirlerine ellerindeki tatlılarla ziyarete gidiyorlar. Gelene ikram ediliyor elbette ama burada ziyarete giden götürüyor. İşte kandil gecelerinden evvelki günde tatlı alışverişine hediyeleşmeye Şivlilik diyorlar. Kandilden evvelki güne deŞivlilik Günü diyorlar. Karaman'da, Antalya'da, Burdur'da veya Mersin'de görmedim. Hatta Konya'nın çoğu ilçelerinde de görmedim bu göreneği, sadece Konya Merkez ilçelerinde rastladım.

Bu durum bazılarına manasız gelebilir. Bazılarına çirkin de gelebilir. Ben olaya toplum bilimi veya ruh bilimi gözünden bakmıyorum. . Ben kendimi biliyorum, kendimden biliyorum bu durumun ilerleyen hayatımızda yaşatacağı ruh hâlini. Bizim çocukluğumuzda da Taşeli yöresinde Sayacılar-Sayalarvardı. Çoğunun saçı sakalı birbirine karışmış, ellerinde fenerlerle köy köy dolaşan çat kapı gelen koro halinde ilahiler söyleyen minik topluluklardı. Nerede yaşarlar, bunlar kimler, aslı astarı var mıdır? Kimse bilmezdi. Hatta şimdiki toplum bilimciler, ruh doktorları gibi o zamanda bilmiş insanlar haklarında çok senaryo yazardı. Kimine göre bunlar dış devletlerin çaşıtlarıydı, kimine göre çocukları bilinmezliğe özendiriyorlardı. Bizim büyümemizi mi beklediler? Yoksa halkta düşünce-kültür değişmesi mi oldu bilemiyorum, kayboldular ortalıktan. Bu yüzden olsa gerek Kandillerde içimde hep bir boşluk hep bir arayış oldu. Halkın kandile bakışını yadırgadım belki veya Ankara'da sol bir partinin kandil simiti dağıtmasını, bazıları öteleştirirken ben hiç yadırgamadım hatta hoşuma gitti.

Bu zamanın Konya çocukları büyüdüklerinde bu gelenek kaybolsa bile kandillerde bir arayış içinde olacaklar, küçüklüğündeki kutlamanın eksikliğini hissedecekler.

Ben gördüm, yaşadım ve o eksikliği hissediyorum.

 

AYB EDEBİYAT AKADEMİSİ, DENEME ATÖLYESİ- SERBEST KONU. 2014 MAYIS I.HAFTA