Öllüğün Körü
EbaBekir Cambolat

Öllüğün Körü

Bu içerik 10598 kez okundu.

Siyaset insanları böler. Günümüz Türkiye'sinde insanlarımızı bölen o kadar şey var ki. Bir de siyaset ile biz bölmeyelim. Bizim insanımız mazlumu sever, düşünce yeniden ayağa kalkma hikayelerine bayılır, düşmanı dahi olsa haksızlığa karşı dayanamaz. Bir de haksızlığa düşen sevdiği ise,  iyice sahiplenir, öyle sahiplenir ki; bu  bir gurur mücadelesine veya var olma ispatına kadar gider. Yanlışını görmeyecek kadar sahiplenir.

Biz bu yüzden site ve yazarları olarak yayına başlarken,  kendi aramızda bu sözü verdik: Bir de biz bölmeyeceğiz. Elbette her birimizin farklı görüşleri var.  İçlerimizde siyasi tersliklerimiz olsa da, iş pusulatr.com a geldiğinde, siyasetimizi kenara bırakıyoruz.

Türkiye için, Türkiye sevdasında, İslam'ın ışığında ilerliyoruz.  Yazılarımıza siyasi  mesajlar geliyor. "Oncu, buncu, şucu" gibi ayrıştırmalar ve taraf kavgaları.  Ama biz o mesajları yayınlamıyoruz. Aslında nerede kavga, tartışma varsa, orada merak vardır. Merakın olduğu yerde ilgi vardır.  Sosyal Ağ  filminde, Zuckberg'de kendi kurduğu site F5 Facebook'un  "Acaba yorumuma ne cevap verdiler, acaba kim paylaşımımı beğendi, kim beğenmedi?" gibi merak uyandırdığını görünce işine iyice sahip çıkıyor. Ama "Varsın fazla merak uyandırmasın bizim yaazılarımız" diyor,  siyasetimizi Türkiye'nin ve İslam'ın lehine kendimize bırakıyoruz.

Ancak  görüyoruz ki, insanlarımızın bir çoğu da bu kavgalardan, hakaretlerden, küfürlerden bıkmış. Birkaçımız haricinde diğerlerimiz kalbürüstü yazarlardan olmamamıza rağmen(Şöhretli olmamamıza rağmen), okuyucularımız bizi  sahiplendi. Siyasi kavgacı birçok meşhur yazardan daha çok okunma oranına sahip olduk.

Ancak gerek duyurularımız için mecbur kaldığımız sosyal medyada, gerekse bir dost sohbetinde, örneklem daldığımız bir kahvehanede siyasi tartışmalar ile  insanların birbirini nasıl kolayca sattığını, üste çıkmak için neleri çiğnediğini görüyor, halkımız adına üzülüyorum. Sosyal ortamlarda hemen hemen herkesin yapabileceği  küçük görsel oyunların veya 5 dakikasını verip aslını, tarihini, çoğrafyasını araştırabileceği konularda, hiç umursamadan koca koca adamların birbirlerine nasıl saldırdıklarını görünce üzülüyorum.  Bu, bu kadar basit olmamalı.

Elbette benim de bir siyasi düşüncelerim var. Ancak karşıtım  dahi olsa ben ailemi, dostlarımı, arkadaşlarımı siyasete değişmem. Siyaset kagvası kişiselleştiğinde "Bin lider sana feda olsun. Sen benim dostumsun. Benim için önemli olan seninle dostluğum" der ortamı yumuşatırım. 

Fakat, bütün insanlara da bunu yapamam ki.  Bütün siyasetleri  bir amaç, bir çıkar uğruna çıkarırlar.  Birisi ırk mücadelesi için ortaya çıkar. Diğeri aynı mücadelenin içinde başka bir inanış. Bir diğeri  il ilçe başkanlığı için birbirine muhalefet olur.Kim ne için muhalif olursa olsun,  parçalar gittikçe küçülür. Kavgalar  gittikçe  büyür.

Oysa siyasette mağlup yoktur. Siyasette herkes kazanır.  Kaybeden diye bildiğimiz taraf aslında rakibine çalışmış taraftır. Rakibine kazandırdığı için o da kazanan taraftadır. Belki o muhalif olmasaydı, o kadar oy alamayacaktı. Burada şöyle  de diyebiliriz. "İyi yönetilmeyen muhalefet süreci, iktidara çalışır."  Biz "Bellik" deriz Anadolu'da. Bellik; bir şeye uzanamayan insana,  boyu yetişsin diye ayağının altına çömeşme, beline çıkartma işine denir. "Bel verme" diyebiliriz. Tıpkı "uzun eşek" oyunundaki gibi, birisi sırtını ona sunar, o da onun sırtına  ayaklarını basarak, uzanmak istediği şeye uzanır.  İşte kaybeden aday, kazanan adayın belliğidir. 

Ben şöyle düşünürüm.  A Firması pastadan büyük  bölümü alan lider firma ise, lider firmaya karşı çalışan B, C, D firmaları, A firmasının pazar payına şirin ve cazip gözükmelidir.  A Firmasından daha çok kültürlü, daha çok halka kendini sunabilen, daha vatan-milletsever olmalıdır.  Ben A firmayı seçen biri olsam,  bana atılmış hakaretten dolayı  B, C, D firmalarını seçer miyim? Tersini düşünürsek, D firmayı seçmiş az kişilerdensem,  masanın diğer tarafındakileri bana küfür ettiği için onlara "Eyvallah, edin edebildiğiniz kadar, yüreğinize sağlık. Bana küfür eden bin yaşasın" der miyim?

Doğru bir siyaset,  doğru  bir toplum okuma ile gerçekleşir. Toplumun bir kesimine, veya  toplumun bir inancına, bir rengine  sırtını dönen siyasetin başaramayacağı muhakkaktır. Ben namaz kılarken, namazıma hakaret eden, ezanımı susturmaktan bahseden  bir siyasete neden yöneleyim?  O zaman  o siyasete düşen, benimle zıtlaşmamaktır. Bana  hakaret etmemektir.

Böyle bir çekişmenin bile  içinde olmak, insanı üzer,  yıpratır.  Bilmiyorum  "o bunu  yaptı, bu şunu dedi" ravisi bile belli olmayan, sanki oradaymışçasına anlatarak yapılan kavgaların, internet ortamında küfürleşme ve tehditleşmenin sonucunu hiç göremedim.  Bunların  karşısını razı ettiğini, kendi tarafına çektiğini hiç göremedim. bir zaman sonra bu kavgalar hakarete, taraf saldırısına  ve daha sonra  kişisel kavgaya gider. Siz kavgaylan, küfürlen sonlanan bu tartışmaların, güzellikle ve  rakibini takır takır "Çiçek Abbas" modunda konuşarak, susturmuş ve meyvesi olarak "Tamam, sen beni susturdun, bundan sonra ben senin partidenim.  Pişmanım bütün dediklerime. Eşhedü" deyip Kara Murat, Battalgazi filimleri tadında,  sizin tarafınıza  geçmiş olanları  siz hiç gördünüz mü?.  Ben hiç görmedim.

Bir şeyin öncesini ve konusunu bilmeden yalnız birkaç kelimeyi sürekli pazara sunmanın da mantığını kavrayamadım.  "A kişisi iyi Türkçe'ye sahip" demişsindir, ama  İlk iki kelime olan "A kişisi iyi" kelimesini alınsa A Kişici olarak gösterilirsin.  "La İlahe İllallah" dediğinde  Allah'a iman etmiş olursun,  ancak son kelimeyi silse birisi, senin için Allahı inkar etti diyebilir. Çünkü La ilahe (Allah yok) demek. Sonrasında gelen kelime onu olumluya dönüştürüyor. Aslında Ret kelimesidir.  La İlahe İllallah (Allahtan başka ilah yoktur, o tekdir) manasında olur birleşince.  

Bu sebep ile siyasetten uzak duracağız diye karar alırken, hele ki şu ortamdaki siyasetten  uzak durmanın ne kadar doğru bir  tercih olduğunu düşünmekteyim.

Ancak,  karşıt rakiplerini,  karşıt seçmenleri; inancı, ırkı, mezhebi, rengi,  takımı, seçimi ile  kötülemeyen  bir siyaset ortaya çıksa dahi,  bu sitede asla Türkiye ve İslam'dan başka taraf kabul etmeyeceğim. Bu tür ortamlara sokmayacağım kendimi. Aslında bütün hayatta öyle olmalı insan. Siyaseti ne ise  gidip oyunu kullanmalı, tarafını seçmeli.  Tarafına taraftar bulmak bizim işimiz değil ki. Siyasetçilerin işi. Onlar bunun için para alıyorlar devletten. Seçim yardımını, vekil maaşlarını, parti bağışlarını sen mi alıyorsun  da, öz kardeşlerini, halkını, arkadaşlarını bu uğurda kırabiliyorsun?

Bizim Taşeli Platosu'nda sıkça kullanılan, kavga, tartışma ortamından kaçmak sözü olan, "Tamam tamam, senin eşeğin kancık". "Öllüğün körü", "Kör tepeğin mıhı" deyimleri ile ortamdan kaçmak, meseleyi geçiştirmek bence en iyisi 

 . 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X