İslamda Borçlu, Alacaklı İlişkisi
Mükremin Kızılca

İslamda Borçlu, Alacaklı İlişkisi

Bu içerik 10634 kez okundu.

İSLAM BORÇLUNUN DA YOLUNU AÇAR

 

Akıllı bir varlık olarak insan, toplu yaşayan bir yaratıktır ve yaratılaşmışların en kerametlisidir. Birbirleriyle alış verişe dayalı aktivite yapan ve Aralarında hukuk bulunan başka bir canlı yoktur. Bu nedenle insanlar arasında kurulan alakalara göre içten dışa doğru yayılan dalgalar halinde hak gurupları oluşmuştur.

Ana baba, Çocuklar, Komşular, Akrabalar ve tüm İnsanlar. Bu gurupların birbirlerine olan seçmeli ya da mecburi sorumlulukları hakkında ayrı ayrı konular ele alınmıştır.

Bu hak sahiplerinin nicelik ve niteliklerini belirleyen İslam, hakların verilmemesini zulüm saymış ve her türlü yaptırımı getirerek sosyal adaleti Dünyaya tesis etmeyi hedeflemiştir. İslam’da bu hakkın adı farz olarak zekâttır. Zekâtın ilahi bir şekilde takdir edilmesi ve oranları sosyal adaleti kurmaya, hırsızlığı ve arsızlığı kaldırmaya son derece yeterlidir. Eğer yeterli olmaması söz konusu olursa İslam’ın ikinci vergi türü devreye girer ki bu da normal hallerde seçmeli, seferberlik ve zor günlerde de zorunlu olan İnfak/maldan dağıtma yolu devreye girer.

 Kuranda 28 yerde beraber anılan NAMAZ VE ZEKÂT İslam’ın da, sosyal adaletin de temelidirler. Aşağıda ki ayet bunların biridir ve Müslüman kardeşliğinin şartlarını vermesi bakımından çok önemlidir;

Tevbe 11. “Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.”

Bu ayette ve benzeri pek çok ayetlerde İslam birliğinin, kardeşliğinin ve İslam ittifakının gerekli harç ve çimentosunun en başında bu iki unsurun geldiği vurgulanmaktadır.

Peygamberimiz vefat ettikten sonra bazı “dinden çıkma” olaylarının yaşanması üzerine ilk halife Hz Ebubekir r.a., üzerlerine gitmiştir. Mürtetler, “namazı kılalım ama zekâtı vermeyiz” demişlerdi, işte bunun üzerine halife onlara savaş açarak namazla zekâtın asla ayrılamayacağını ve böyle bir Müslümanlığın kabul edilemeyeceğini ilan etmiştir.

BORÇLUYA KOLAYLIK EMRİ

 “Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.”  Bakara 280

Kuranda ki Zekâtın verileceği kişileri anlatan ayette ki sekiz sınıf arasında borçlularda yer alır.

 “Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Tevbe 60.

BORÇLULUK CEHENNEM AZABI GİBİDİR

“Onlar, şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir borçluluk gibidir/helaktir!” Furkan 65

Rahmanın kullarının nasıl dua edeceklerinin de örneklerini veren bu ayetler topluluğu gerçekten son derece manalı metinler taşımaktadır. Bu konuda “Rahmanın kullarının huyları” başlıklı yazıya bakınız.

Allah’ın dininin son şekli olan İslamiyet’in canlı bir yaşayan örneği iyi ki önümüzde duruyor. Uzak değil 1400 yıl önce, hemen yakınımızda ve tüm ayrıntılarıyla günlük hayatı bile bizlere aktarılmış bir örnek peygamberimiz var. İşte bu âlemlere rahmet olarak gönderilen Allahın elçisi borçlularla alakalı söz ve davranışlarını beyan eden birkaç hadisi şerif var Kütüb-ü Sitteden önümüzde, şimdi onlara bir bakalım.

BORÇLUYA KOLAYLIK

Ravi : Ebu Katade : Anlattığına göre, Ebu Katade, bir boçlusunu (para taleb etmek üzere) aramıştı. O, kendisinden gizlendi. Bilahare adamı buldu. Ancak: "Dardayım" dedi. Bunun üzerine: "Allah’a yemin eder misin?" diye sordu. Borçlu: "Vallahi" diye yemin etti. Ebu Katade: "Ben Resulullah (sav)`ın, "Kim Allah`ın kendisini kıyamet gününün sıkıntısından kurtarmasını isterse darda olana nefes aldırsın veya tamamen bağışlayıversin" dediğini işittim" dedi. Hadis No: 1938

Ravi: Ebu Hüreyre : "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir adam hiç hayır amelde bulunmadı. Ancak halka borç verir ve borcunu toplayan elçisine: "Kolay ödeyecekten (zenginden) al, zor ödeyecekten (fakirden) alma, vazgeç. Ola ki Allah da bizim günahlarımızdan vazgeçer" derdi. Allah Teâlâ hazretleri bunun üzerine: "Haydi senin günahlarından vazgeçtim" buyurdu." Kaynak: Buhari, Buyu 18, Enbiya 50; Müslim, Müsakat 31, (1562); Nesai, Buyu 104

BORÇLUNUN CENAZESİ BORCU ÖDENMEDEN KILINMAZ!

Ravi: Ebu Katade : Resulullah (sav)'a namazını kıldırıvermesi için bir adamın cenazesi getirildi. Aleyhissalatu vesselam: "Onun üzerinde borç var, arkadaşınızın namazını siz kılın!" buyurdu. Ben: "(Borç) benim üzerime olsun, ey Allah'ın Resulü" dedim. "Sadakatle mi?" dedi. "Sadakatle!" dedim. Bunun üzerine cenazenin namazını kıldı." Kaynak: Tirmizi, Cenaiz 69, (1069); Nesai, Cenaiz 67, (4, 65)

Sonuç; Bir içtimai nizamı da beraberinde getiren İslam, borç konusunda sıkıntı yaşayan Müslüman’a da çözümü getirmiştir. Allah ve Resulü adına sosyal bir vergi sistemi olan Zekâtı toplayan devlet ve siyasi otorite borçluya bu fondan onu rahatlatacak gerekli payı ayıracaktır. Beşeri sistemlerde olduğu gibi borçluyu alacaklı ve onun cellâdı olan kanun adamlarının eline asla bırakmayacaktır.

İlahi sistemin beşeri kapitalist sistemden farkı en iyi burada anlaşılmaktadır ki, Kazandığını haram yollarda harcamamakla beraber iflas eden ve zora giren, elinde de ödeyecek mali bir varlığı olmayan Mümin tacirlerin borcuna yakınlarından ve variyetli Müslümanlardan da bir yaklaşım olmadığı takdirde Allah c, zekât müessesesini onların da imdadına yetiştirmeyi emretmiştir.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X