DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mülazımoğlu Özcan Hasan
Mülazımoğlu Özcan Hasan

SALGIN

 

Cadde ve sokakların alışık olmadık suskunluğunu, yeniden hayretle izledi adam. İkiye, dörde, sayısız kollara ayrılıp giden boş koridorları, yeni kazandıkları ya da kendisinin yeni fark ettiği anlamlarıyla düşündü. Bir yanda halk sağlığı endişesiyle kamu yasakları, diğer yanda salgın ve ölüm korkusuyla karışık terk edilmişlik manzaraları. Sair zamanlarda, ne kendi sağlığını ne de alemin sıhhatini umursamayan insanoğlunun bu endişesi oldukça garip kaçsa da sürekli olması gereken hassasiyetleri yansıtıyordu aslında. “Temassız yaşam”, başka temaslara fırsatlar da sağlıyordu. Misal mi istersiniz; aylardır her gün sabah akşam geçtiği bu caddede kuşların da yaşadığını yeni keşfetmişti adam. Sokağa çıkma yasağının olduğu bir gün, çalışmak zorunda olmasıyla çıktığı ıssız caddede yankılanan kuş cıvıltılarını hayretle fark etmiş ve gözlerini kapatıp bir süre dinlemişti. O gün bu gündür caddeden her geçişinde gözleri kuşları arayan adam bir haberde, faaliyet ve kirliliğin azalmasıyla İstanbul’dan Uludağ’ ın görülmeye başladığını okumuştu. Küllerin arasından güzel şeyler de meydana çıkıyordu…

 

Birçok işyerinin geçici süreli kapandığı, çalışanların izne ayrıldığı bu günlerde, akşamın geç saatlerine kadar çalışan adam, yorgun argın evine döndüğünde, yine alışkın olmadığı bir durumla karşılaşmaktadır. Kapıdan girmesiyle birlikte herkes bir tarafa kaçışmakta, virüs korkusundan, adam üstünü başını değiştirip, tepeden tırnağa temizlenene kadar kimse yanına yaklaşmamaktadır. Gündüz, bilmecburi yoğun temas yaşadığı günlerin akşamında, bizzat kendisi hiç aile ortamına girmemekte, hatta kimi günlerde eve gitmeyip başka bir yerde kalmayı düşünmektedir. Adam kendisi için endişe duymasa da hastalığı kapıp sonra da başkalarına taşıma kabusuna katlanamamaktadır. Katlanamadığı, çocuklarına sarılamama mesafesi gibi…

 

Sonra adam bir gün kıra çıktı, her şeyden habersiz yeşeren bahçeleri, çiçekleri seyretti ve dimağından şu dizeler döküldü;

 

Yeşillere bürünüyor tabiat!

 

Yaşanan bunca şeye inat!

 

………..

 

Salgının, bireysel psikolojiler üzerinde yaptığı değişiklik ve etkileri kadar, toplumsal ilişkiler üzerindeki  etkileri de uzun süreli olacaktır. En üst devlet otoritelerince dahi, salgın sonrasında hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı ifade edilmektedir.

 

Meselenin bir diğer boyutu ise, virüsün bilinçli üretildiği ve dışarıya salındığı iddialarıdır. Bu iddialar kapsamında, baz istasyonları ya da Haarp teknolojisiyle sürekli salgın ve depremlerin olacağı yaygaraları yanında, insanlara çip takılıp özgürlüklerinin gönüllü olarak kısıtlanmasından tutun, ulus devletlerin sonunun geldiğine, küresel halk eylemlerinin yaşanacağından, yeni bir para sistemi ve ekonomik düzene geçileceğine, bu yeni ekonomik düzen ve tek dünya devletinde, küresel oligarkların mevcut hakimiyetlerini sürdürmek için isyanların önlenmesi ve gönüllü kölelik adına, işsizlere evrensel insanlık maaşı bağlanması ve ücretsiz eğlenceler gibi sosyal anestezik uygulamaların devreye konulacağına kadar bir çok komplo teorisi dillendirilmektedir.

 

Salgın, komplo teorilerinde anlatıldığı gibi küresel güç ve paranın esas sahibi olan odakların hakimiyetlerini sürdürmek adına yaptıkları bir hamle midir ve ya daha uç bir iddiada belirtilen, kıyameti hızlandırmak isteyen bir grubun işi midir, ya da sonucunda ne gibi sosyo ekonomik, siyasi değişiklikler getirecektir, bilemeyiz. Bizim fark ettiğimiz; birçok kurum ve kuralın aslında ne kadar yapay olduğudur. İnsanların değişmez gibi gördüğü nice katı kuralın, fırtınada yapraklar gibi nasıl dağıldığını hep birlikte gördük. Diğer yandan kim için (Devlet, toplum ya da birey) ve ne surette olursa olsun, asıl meselenin “son korkusu” olduğu ve bu ortamda negatif entropi üretme çabalarının nasıl ayyuka çıktığını yine hep birlikte teyit ettik. Kişisel anlamdaysa, konu can olduğunda, endişe empozesi ortamının etkisiyle de olsa gerek, bireyin kendisi (belki çok yakınları hariç) dışındaki herkesi nasıl ötekileştirdiğine şahit olduk. Sağlık elde edilen kurumların, hastanelerin bir anda korkulan yerler haline gelişini izledik. Ve sağlık çalışanlarının gayretlerini takdir ettik. Tüm dünya milletlerinin aynı gemide olduklarını unutmadan, toplumsal ve bireysel anlamda üretim, sanayii, savunma, tüketim vs fark etmeksizin, doğamızı koruyucu olmaları gerektiğini, en yalın haliyle ve derinden hissettik. Gelinen noktada sosyal mesafeye riayet ve bu konudaki kimi toplumsal alışkanlıkların değişeceği artık bir mecburiyet olarak gözükmektedir. Ve daha temiz bir dünya, daha steril bir hayat için, yeni kurallar ve uygulamalar oluşacaktır. Evet bizce de, hem bireysel, hem de toplumsal düzeyde, salgının etkileri uzun süreli olacaktır.

  

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor616
  • 2Fenerbahçe614
  • 3Galatasaray610
  • 4Fatih Karagümrük68
  • 5Çaykur Rizespor68
  • 6Kasımpaşa68
  • 7Antalyaspor68
  • 8Yeni Malatyaspor68
  • 9Göztepe67
  • 10BB Erzurumspor57
  • 11Başakşehir FK67
  • 12Beşiktaş57
  • 13Gaziantep FK67
  • 14Sivasspor57
  • 15Hatayspor47
  • 16Konyaspor56
  • 17Kayserispor56
  • 18Trabzonspor65
  • 19Denizlispor65
  • 20Gençlerbirliği54
  • 21MKE Ankaragücü41
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Şehir içindeki Nekropol, Kral Mezarları; odunluk, depo, otopark, ekmeklik olarak kullanılıyor
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
G20 Erdoğan, Putin ve Obama Caps
E-Bülten Kayıt
BİYOGRAFİ
ARŞİV ARAMA