bedava bonus veren siteler

mobil ödeme bahis

mobil ödeme bahis

bahis siteleri

bedava bahis

illegal bahis

imajbet

jeton cüzdan

güvenilir casino siteleri

bonus veren bahis siteleri

bonus veren siteler

kaçak bahis siteleri

istanbul escort

Yürüyüş
Mülazımoğlu Özcan Hasan

Yürüyüş

Bu içerik 612 kez okundu.
Advert

    Yeryüzünde sevdiğim varlıkların yanındayım, yine de aldığım havanın ciğerlerime yetmediğini hissediyorum, patlayacağım, dışarıya atmalıyım kendimi, giyiniyorum, bir güzergah belirleyip çıkıyorum.                 

                Hızlı yürüyorum, oldukça hızlı. Kendimi bildim bileli yavaş yürüyemem ben zaten; ya dururum, ya da hızlı yürürüm. Bu elimde olan bir şey değildir. Bazen "yavaş" derim kendi kendime, sonra bir bakarım, yine hızlanmışım. Yürüyorum; pazar yerleri, hayatı unutmaya çalışan insanların doldurduğu kafeler, duraklar geride kalıyor. Sokaklarda her zamanki curcuna; düğün konvoylarının nahoş gürültüleri, ötede yeni açılmış çiğ köftecinin önü ana baba günü, kaldırımda pazar arabası devrilmiş bir kadın sebzelerini toplamaya çalışıyor, parkta gelin, damat ve fotoğrafçı üçlüsünün bitmek bilmez poz telaşı, oynayan çocuklar, uzaktan takipte anneler...                

               Yürüyorum, düşünceler benden daha hızlı gidiyor. Geride bıraktıklarımı sandıklarım, kimi zaman bir durakta, kimi zaman bir ağaç dalında, hatta merdiven başında beni bekliyor oluyor. Ve kadim şehrin sokaklarında, sadece geçmişe değil, geleceğe de ışık tutmuş olan geçmişin büyükleri, hissediyorum, acıyarak seyrediyorlar halimi. Geçmişin bu şehirde ıstırap çekip gitmiş ruhlarıysa kahkahalarla gülüyorlar. Neyin intikamını alıyorsunuz be hey sahipsiz ruhlar! Kahkanızda da elem gizli, nasıl farkında değilsiniz? Bu şehri bırakıp gitmek var ama gideceğim yerde de olmayacağınızın garantisi yok. Belki de bu ülkeyi terketmeli, izin çıkmasa da...            

                Yürüyorum, kırmızı ışıklarda geçiyorum karşılara, kornalar, frenler, "deli misin be adam diye" bağırıyor birisi, durup ters ters bakıyorum, sonsuz bir korna eşliğinde gazlayıp gidiyor. Sahi deli nedir, kimdir ? "Sumsuma" romanında anlatılan, farklı olduğu için, deli diye okula alınmayan çocuk mu, olmayan düşmanları değnekten atına binip kovalayan adam mı, düşüncelerinden kaçan ben mi? Tepemdeki güneşe aldırmıyorum, hem güneşinki yakmak mı ki? Aslında ben üşüyorum bu yaz günü. Yürüyorum, hayali tabelalar beliriyor önümde; tek yön! Yayaların tek yönü mü olurmuş? Basbayağı var işte, üstelik ne kavşağı var, ne sapağı, dümdüz bir tek yön!

                 Bir parkta duruyorum, karşıdaki karakolda nöbetçi kolluk mensuplarının şüpheli bakışları üzerimde. Evet, bildiniz, ruhumda taşıdığım yükle belki de suçluyum. Az önce kırmızı ışıkta geçen de benim, hayatım kırmızı ışıklarda beklemekle geçmemiş gibi! Kim bilir, birinin suç olarak gördüğü şey, diğeri için kutludur. Sonra suç nedir? Oturuyorum, okuyacağım, her zamanki müstehzi bakışlar üzerimde, parkı doldurmuş mültecilerde de aynı bakışlar. Tabii siz nerden bileceksiniz, kimileri bu dünyada mülteci! Okuyorum, okuyorum. Sonra dönüş, evet bildiniz, yine suç işleyeceğim; ruhun belirlediği tek yönde değil, ters yönde gideceğim...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X