atasehir escort
istanbul escort bayan escort
YILLARDAN YOLLARA
Mülazımoğlu Özcan Hasan

YILLARDAN YOLLARA

Bu içerik 12476 kez okundu.

          Eski model köy dolmuşu, garip homurtular, hırıltılar içinde, çukurlarla dolu yolda, arkasında bir toz bulutu bırakarak ilerlerken, biz dolmuşun üstündeki demir bagajda oturarak gidenler, her sarsıntıda sıçramakta, araçtan düşmemek için tüm gücümüzle demirlere asılmaktayız...    

           Bu anı yaklaşık otuz yıl öncesine ait, o dönemde kimsede araç yok. Koskoca köyde bir dolmuş, Fransalı dayımın garajından hiç çıkarmadığı traktörünü saymazsak bir traktör, yeşil tenteli bir cip ve gençlerden bir kaç kişide de motorsiklet var. Hiç unutmam, burnuma nohut kaçırdığımda ilçeye gidecek araç bulamamış ve bir gün sonra köyden geçen bir traktörle gitmiştik, doktor burnumun içinde filizlenmeye başlayan nohutu zar zor çıkarmıştı. Sonraları bir ara babam da motorsiklet aldı, beş kişiden müteşekkil çekirdek ailemizi taşımakta hiç zorlanmayan koskoca bir rus motoru...         

        O dönemde şehre -belki de ekonomik gelişme ya da küresel kapitalizme demeliyiz- şimdiki kadar bağımlılık ya da mecburiyet yoktu; un, bulgur, yağ, ekmek gibi en temel gıda maddelerini köylüler kendileri üretmekteydiler.Köyden haftada iki, çok nadir olarak üç gün, yirmibeş kilometre uzaklıktaki ilceye sefer yapılır,yolcu çok olup da dolmuşa sığılmazsa genç yada çocuklardan üstteki bağajda gidenler olurdu. Arızalanmaya meyyal bu araçlarla sarsıntılı, hoplamalı zıplamalı, bitmek bilmez yirmibeş kilometre yolculuk başlı başına bir macera iken, köy dolmuşunun bulantıya sebep olan o kendine has nahoş kokusunu (anlam veremediğim,dolmuştan bir türlü çıkmayan bir kokuydu) ve sigara dumanını da hesaba katınca, kendi namıma, ilçede oturup da sürekli köye -dedesigillere- gidip gelen bir çocuk olarak üstteki bağajda gitmek daha keyifli olmuştur.       

         Muhahakkak ki yolun, aracın olmadığı bizden önceki dönemlerin de kendine has sıkıntıları olmuştur.Hoca Dayımı bağda bahçede çalıştırmak için bir türlü okutmaya yanaşmayan Dedemin köyde olmadığı bir gün Ebem,yatağı yorganı katıra yük yapıp üstüne Dayımı oturtmuş, kendisi de yanında yürüyerek ilçenin yolunu tutmuş, kadın başına dayımı okumaya teslim edip gelmişti. Abdullah Dedem öleceğine yakın yoğurt istemiş ve o gün her nasılsa köyde yoğurt bulunamamış, son arzusudur deyip katırla komşu köye gidilip alınıp gelinmiş ancak aradaki mesafe ve sıcak nedeniyle yoğurt bayatlamış. Rahmetli "yoğurt bayatmış, şurama oturdu" diye sızlanmış.          

        Teknik ve ekonomik ilerlemeler dünyayı küresel bir köy haline getirmiş, hayatımızı da çok kolaylaştırmış durumda. Yukarıdaki saydığımız o durumlardan sonra şimdi, yolları hala stablize, çukur dolu ve tozlu da olsa köye istediğimiz zamanda kendi aracımızla gidebiliyoruz. Hatta köye de gitmeden, istediğimiz anda  istediğimiz kişiyle görüntülü konuşup hasbihal edebiliyoruz.      

        Bizim köy de (dahi) küresel ekonomiye esir olmuş durumda. Köyün yolu hala toprak ve suyu da yok, ancak GSM operatörleri vasıtasıyla iletişim kusursuz ve gelişmiş aygıtlar sayesinde herhangi bir tv kanalını sorunsuz izleyebilirsiniz. Ve köylülerim artık ekmeğini, yağını, çökeleğini ve hatta içeceği suyunu dahi satın alır olmuş. Ne sade yağ, ne kuru keş, ne de yufka ekmek yok artık, muğarların kuruyup giden eskinin coşkun suları gibi.

        Çocukluğumda bayram demek köye gitmek demekti, bayram demek köydeki büyükleri  ziyaret etmek demekti. Eski günler gibi, o sevgili insanlar da çekilip gittiler. Bizim köyde yılların değiştiremediği sadece yollardır....

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X