atasehir escort
istanbul escort bayan escort
istanbul escort istanbul escort bayan şirinevler escort
AÇIKLAMALI TİYATRO SÖZLÜĞÜ VE KLAVUZU - YILMAZ ARIKAN
Okuduğumuzu Anlatıyoruz

AÇIKLAMALI TİYATRO SÖZLÜĞÜ VE KLAVUZU - YILMAZ ARIKAN

Bu içerik 13277 kez okundu.

İstanbul, Pozitif yayınları, ISBN: 975-6461-30-6                                                                                   Kitabın kısa ama anlamlı önsözünde, Micheal Saint- Denis’in oyunculukla ilgili bir sözüne yer verilmiş ve bu paragrafta;  oyunculuğun zorluğunu anlatan bir kuşu tutma misali verilmiş ve bunun en son kısmında; “oyunculuk bu kadar zor bir meslektir diyerek.” Sözünü tamamlamış.

Önsözün akabinde ise itapların sonunda görmeye alıştığımız sonsöze yer verilmiş ve yazarımız Yılmaz Arıkan’ın kitabını yazmaktaki amacını bizlere özetlemiş. Kısa ve öz bir anlatımla demiş ki; “ tiyatroya ait ne ararsanız bu kitapta var.”

Kitap dışında yaptığımız kısa araştırmada, yazarımız deyim yerindeyse hayatını tiyatroya adamış diyebiliriz. Yazdığı yönettiği ve kurduğu özel tiyatrolarla yaşamını idame ettiren ve bunu da büyük bir zevkle devam ettiren yazarımız çalışmalarını Almanya’da sürdürüyor.

Kitabın değerlendirmesine gelince, kitap okunduğunda görülecektir ki adıyla birebir uyumlu. Yani, kitap a’dan z’ye tam bir “tiyatro sözlüğü”. Tiyatro adına ne ararsanız var. Konular, durumlar, oyunlar oyuncular, dünya genelinde ve ülkemizde tiyatroyla uğraşan insanların hayat hikâyelerine bile yer verilmiş. Eğer bir gün tiyatroyla uğraşmak veya tiyatro hakkında bilgi almak isterseniz danışabileceğiniz ilk kitaplardan biri olabilir diye düşünüyorum.

Tiyatronun önemi üzerine de birkaç satır yazmak isterim ki bunu yazarken kitaptan faydalanmamak elde değil. Tiyatro dili bölümünde yazar der ki; “ tiyatro dili; bu başlık altında bulunan tüm sözlü ve ya sözsüz dramatik iletişim yöntemidir.” Devamında da; “ izleyici tarafından görünen duyulan, hissedilen dokunulan koklanan şeyleri içerir. Tiyatro dili, basılı bir sayfa üzerinde bulunan yorumları yoğunlaştırır ve bir içerik sağlar.”

Son dönemlerde tiyatroyla biraz fazla haşır neşir olan birisi olarak ta eklemek istiyorum ki yazdığımız eserle sahneye konulanlar arasında bazen dağlar kadar fark bulunmakta. Yazdığımız karakteri canlandıran oyuncu eğer kendini oyuna ve esere vermişse o karakterden bir şaheser çıkıyor, yok eğer veremiyorsa siz ne kadar mükemmel yazarsanız yazın izleyici etkilenmiyor. Tiyatro ülkemizde yıllarca belli kesimler elinde kalmış ve hemen hemen tüm insanlarımızın aklına da tiyatro denildiği zaman milletinden kopuk oyunlar, nahoşluklar ve milletine yabancı ideolojilerin sahnelenmesi olarak görülmüş. Günümüzde bu algıyı kırmak ve milletimize kendimizi anlatmak istiyor isek artık sahnelerde boy göstermek ve toplumu etkileyen en mükemmel sanat dallarından biri olan tiyatromuza sahip çıkmak zorundayız. İnanıyorum ki bizler ve bizim gibi düşünenler elimizden geleni yaptığımız ve milletimizin sorunlarını ortaya koyan veya kahramanlıklarını dile getiren oyunlar yazıp sahneye koyduğumuz zaman mevcutta bulunan tiyatro salonları bizlere yetmeyecektir. Artık klasik olanın dışına çıkmak ve milletimizi sahneye çıkarmak zorundayız. Sahneye çıkarırken ve milletimize en güzeli ne doğru şekilde anlatırken de böyle kitaplara ihtiyacımız var. Peygamber Efendimiz ’in (s.a.v.) söylediği gibi, “ ilim Müslümanın yitik malıdır. Nerde bulursa almalıdır.” Hadisi şerifine binaen artık her sanat dalında kendimizi geliştirmek zorundayız.

Son zamanlarda yaşadım ve gördüm ki insanımız kendine ait olanı benimsiyor ve kalbine basıyor. Sahip çıkıp kim ne derse desin gönlünde yaşatıyor. Buna dizilerden güzel örnekler verebiliriz. Ben dizilerden değil bizzat yaşadığım bir olaydan örnek vermek isterim ki milletimizin tarih sahnesine çıkışından günümüze kadar olan kahramanlıkları gösteren bir oyunu yazıp yönetmek nasip oldu ve gördüm ki; milletimizin en küçük fertleri bile o oyuna öyle bir sahip çıktı ki, oyun çıkışında kimi Metehan oldu kimi Mete’nin veziri. Kimi sahneye fırladı 15 Temmuz’daki hain askeri canlandıran aktörü dövmeye kalktı kimi yerde yatan askeri kucaklamaya. Yine, bizzat gördüm ki iki günlük bebeğini bırakıp cepheye giden askeri canlandıran sahnede boğazı düğümlenip ağlayan vardı.

Son yazdıklarım kitabın içeriğiyle alakalı olmayabilir ama tiyatronun önemini şimdiye kadar tiyatroya gelmeyen insanların nasıl etkilendiğini görünce daha iyi anladım ve bu kitabı okumaya talip oldum.

Yine tekrarlıyorum, eğer tiyatro namına bir şeyler yapmak istiyor ve kendinizi geliştirmek için uğraş verecekseniz bu kitabı mutlaka elinizde bulundurun ve takıldığını ya da merak ettiğiniz her durumda kitaba başvurun.  Kitabın yazarı, Yılmaz Arıkan beyefendiye ve kitabın bizlere ulaşmasında emeği geçenlere teşekkürü bir borç bilirim.

 Fatih KAPLAN  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X