Seferberlik Hikayeleri Kitabı İncelemesi
Okuduğumuzu Anlatıyoruz

Seferberlik Hikayeleri Kitabı İncelemesi

Bu içerik 3433 kez okundu.

seferberlik hikayeleri ile ilgili görsel sonucu

Seferberlik Hikayeleri

Uygun Ahmet AKER

Ötüken Yayınları, 2008, 94 Sayfa, ISBN: 9754376746

Mehmet ÖSKAN*


 

Dedeleriniz ile oturup onların anlattıkları gençlik ya da çocukluk dönemlerine ait olayları veya adına hikaye dedikleri ancak her biri yaşanmış yaşam öykülerini dinlediniz mi? Ben dinledim dedemle bir araya geldiğimizde bana sık sık gençlik yıllarından bahsederdi. Daha çok da tam dört yıl askerlik yaptığından ve hiç izne gelmediğinden bahsederdi.

Sizleri dedemin yaşam öyküsü ile sıkmak niyetinde değilim. Ancak tam da böyle bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Bayburt’ta yaşayan, mesleği eczacılık olan kıymetli bir gönül insanı olan Uygun Ahmet Aker abimizin çevresindeki yaşlı insanlardan tek tek dinleyerek yazmış olduğu eseri anlatmak istedim. “Seferberlik Hikayeleri”nden bahsetmeye başlayalım.

I. Dünya Savaşında Bayburt ve civarında yaşanan acıları anlatan eserde 18 farklı olaydan bahsedilmektedir. Kitabın sonunda ise önce I. Dünya Savaşının Osmanlı Devleti’ne olan bilançosu daha sonra ise kaynak kişiler bölümü bulunmaktadır.

Kitapta anlatılan hikayelerin her biri insanın yüreğini acıtıyor. Ancak içlerinden “Kurt Korkusu” ve “Suna” adlı iki hikaye var ki işte bunlar benim okurken gözlerimin dolmasına değil hıçkırıkla ağlamama sebep olan iki hikaye idi. İlk hikaye olan Kurt Korkusu’nda, çok uzun süre askerlik yapmış sonunda terhis edilmiş Salih pehlivan ve arkadaşlarının Gümüşhane’den bir kızak kiralayarak Bayburt’a giderken yolda kurt sürüsünün birinci saldırısında parası olmadığı için kızağa binmekten vazgeçip dönen ama yol ücreti Salih pehlivan tarafından karşılanan Veli’nin kurtlar tarafından gruptan koparılarak alınması ve acı feryatlarının arşı doldurması anlatılır. Daha sonra ikinci defa saldırıya uğrayan gruptan iki kişiyi daha kaybederler. Salih pehlivan köyüne ulaşır, yaralıdır. Bir müddet sonra kendinde farklılıklar hisseden Salih pehlivan köylüyü çağırarak “komşular, kurtlardan bana kuduz geçmiş olabilir, şu şu hareketleri yapmaya başlarsam, beni hiç acımadan hemen sımsıkı bağlayın ki kimseye zararım dokunmasın” diye tembihler. Neticede kendi istediği gibi kimseye zarar vermeden vefat eder.

Bir diğer hikaye olan “Suna” ise savaş yıllarında Sivas, Tokat civarına göç eden bir ailenin geri dönüş yolculuğu esnasında anne ve babası ölen iki kardeşin akrabaları tarafından bir dağ başında terk edilmeleri, aç ve susuz geçen günlerin ardından kardeşinin ölmesi neticesinde tek kalan Suna evlat edilmiş ve yıllar sonra kendisini bulan akrabalarını reddederek asıl ailesinin biyolojik aile değil kendisine sahip çıkan, kendi öz evlatlarından ayırmayan o güzel insanlar olduğunu söylemiştir.

Kitapta Yemen’e gidip yıllarca kaldıktan sonra bir çatışmada ağır yaralanan Mehmet’in hemşerisi olan Memiş’e son vasiyet olarak “Memiş, eğer köye dönebilirsen Moloç Dağı’na çık, ovayı benim için bir saat seyret.” demesi bir insanın evini, yurdunu, sevdiklerini göremeden ölmenin nasıl bir duygu olduğunu, nasıl bir acı olduğunu anlatmaktadır. Ancak hani hep deriz ya anlatılmaz yaşanır diye, işte bu da öyle bir şey.

Aslında daha anlatılacak o kadar çok hikaye var ki. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim; bu hacmi küçük ancak ağırlığı bir dünyaya bedel olan kitap mutlaka okunmalı. Hepinizin bildiği gibi günümüzde tarihi olaylar diziler ile filmlerde işlenerek halkımıza ulaştırılmakta. İlber Ortaylı hocanın “Roman okuyarak tarih öğrenilmez. Sadece tarih okuyarak da öğrenilmez. Müzik ve filmle desteklenmelidir. O dönemi hissetmek gerekir.” sözü ve tabi ki de Yazar Sayın Uygun Ahmet Aker abimizin de müsaadesi ile, bu kitabın mutlaka televizyon ekranlarına ya bir dizi ya da bir film olarak aktarılması gerektiğini düşünüyorum.

İçim parçalanarak göz yaşları ile okuduğum, okuduktan sonra ise öğrencilerime sık sık anlattığım büyük Türk Milletinin bu vatanı bizlere bırakabilmek için çektikleri çileleri anlatan bu kitabı zaman ayırarak yazan ve bizlere ulaşmasını sağlayan Eczacı Uygun Ahmet Aker Bey’e çok ama çok teşekkür ediyorum ve inşallah başka bölgelerde de bu tür hikayelerin derlenmesi diliyorum.

**Öğretmen

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Afrin'de bir odadan çıkanlar
Afrin'de bir odadan çıkanlar
Ticari savaş başlıyor.
Ticari savaş başlıyor.