atasehir escort
istanbul escort bayan escort
istanbul escort istanbul escort bayan şirinevler escort
HAK VE ADALET KAVRAMLARI
Erhan Dikenli

HAK VE ADALET KAVRAMLARI

Bu içerik 5466 kez okundu.

HAK VE ADALET KAVRAMLARI TOPLUMDA NASIL GELİŞİR?

Hakkını zayi etme derler hep çocuklara analar babalar. Tamam da hak ne zaman doğar, ne zaman haklısındır ve bu durumda nasıl bir tavır takınman gerekir, bir türlü anlatılmaz çocuklara. Bu çocuklar bir de okumaktan da doğal olarak soğuyarak anaların ve babalarının bir türlü içini dolduramadığı hak kavramını piyasada; yani toplumun içinde bizzat yaşayarak bulur. Tabiidir ki bu da bir orman kanunun hak anlayışıdır. Anladığınız gibi o yetişen çocuklar artık haksız olsa da kendisini haklı hissedecek ; yani bir türlü hakkı olmadığı durumlarda kendince hak kavramı geliştirip kendisini haklı görecektir. Daha evvel ebeveynlerinin dediği gibi hakkını zayi etmeyeceklerdir(!) Zamanla yetişen bu kişilikler kendisini toplumda ayrı bir hak eden konuma koyacak ve birileri bunu değerlendirecektir. Onları gerçekten ayrıcalıklı olduğuna inandıracaktır.       Anladınız habis ruhların kullanmasına en müsait tiplerdir bunlar. Bu kullananlara siz dış güç yada iç güç deyin hep böyledir sonuç. Zamanla kaybolan bu gençlik öyle de bir hal alır ki geceleri uyumayıp hiç de vasfı olmadığı halde hülyalara dalar. Şu makam benim, şu mülk kesin benim, bunu şöyle elde ederim gibi düşüncelerle uykusunu kaçırır. Ne zaman rahatlayacak peki gözüne kestirdiği ve hakkı kabul ettiği ; fakat hiç de hak etmediği balığını gayrı meşru yollardan ele geçirerek. Bu da tabi daha evvel bu yollarla söz konusu hülyalardan geçip bir şeyleri gasp etmiş daha güçlü hakperestlerin yardımını gerektirir. Kendisi daha önce nasıl bir yolla o makam mülkleri temin etmiş ki gerçekten hak edene sunsun bu semiz makam mülkleri. Tabii ki aynı yolla o da hem cinsini ; yani hülyası büyük olup vasfı olmayan ; fakat hakperest dünyasının ışığını kaybetmeyen kimseyi kendisine ortak edecektir.

    Farkındaysanız toplumda makamlar ve onun getirisi mülkler böyle dağıtılır. Düşünsenize zaten hak edene verilseydi bu işler makamı dağıtanın makamı, itibarı ve mülkün kaynağı tehlikeye girerdi. Çünkü bir şerefe bürünecek makam şerefsizliği yargılayacak ve hadi yeni gelende de şeref yok diyelim en azından bilgi varsa üleşilen malda ortaklık etkisi büyük olacaktır. Pek kaptırılmak da istenmez öyle değil mi? Yani iş aslında bir hak işi değil köşe kapmaca olmuş adeta. Dünya'da da böyle bu ve tabandan tavana aynı seyirde gidiyor gözlemlerimiz kadarıyla. Bu olumsuz durumları diğer olumsuz durumlarla değerlendirdiğinizde şu sonuca ulaşıyorsunuz : Sosyal hastalıklara aslında biz daha çocukluk çağında kucak açıyoruz. Bu durum beslenme havuzunu yanlış sosyalleşme süreciyle oluşturuyor. Bunu önlemenin yolu ise yargılayan ve yargılatan anne babalardan geçiyor. Yoksa bize toplumda örnek şahsiyet olarak sunulan bir çok şahsiyetin yetişme alanı yukarıda belirtiğimiz durumdan çok da farklı değil.

   Hak ne zaman doğar, ne zaman haklısındır, muhtelif durumlarda nasıl bir adalet anlayışı geliştirmeliyiz? Bu kavramların içi daha çocuklukta doldurulmalı diye düşünüyoruz. Çünkü üniversite sıralarında öğrenildiğinde iş işten geçiyor ve atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş oluyor..

.O unutulmuş hasletlerimizi yaşayıp yaşatmak ve doğru bir sosyalleşme sürecinden geçip doğru kişilikler olarak çıkan münevver bir gençliğin en azından biraz hülyası dileklerimizle...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X