DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Hilmi KIZILCA
Hilmi KIZILCA

OSMANLICA KAVGASI

OSMANLICA KAVGASI

      Ne zaman elimde Osmanlı arşivinden bir belge görseler; öğrencilerim, meslektaşlarım, yakınlarım şu soruyu sorarlardı: “Arapça biliyor musun? Nerede öğrendin?” Ben de beklediğim fırsatı yakalamanın sevinciyle başlardım anlatmaya. O yazının Arapça olmadığını, Türkçe olduğunu, sadece alfabenin Arap alfabesi olduğunu anlatırdım uzun uzun. Sonunda karşımdakinin gözlerine bakınca kafasındaki önyargının pek değişmediğini anlardım.

      Geçen gün Osmanlıca tartışmalarının mezar taşı okumaya indirgendiğini görünce yandı yüreğim. Hele ki Yusuf Halaçoğlu Hoca’nın aslında meseleyi çok iyi bildiği halde sırf muhalefet etmek uğruna kem küm ettiğini görünce bir kez daha kahroldum. Ne zamana kadar siyasi kaygılarla doğruya doğru demekten imtina edeceğiz.?

      Medeniyet treninde makas değiştirirken pencereden attığımız ve bir daha arkaya bakmadığımız harflerimizi çocuklarımızın öğrenmesi yanlış değildir. Bin yıl boyunca kullandığımız, en yüksek medeniyetimizi onunla kurduğumuz İslam harflerini unuttuk, yeni nesillere öğretemedik. Zihinlerimiz cahillikle ve önyargılarla ve düşmanlıklarla dolu. Bu zihin algısına sahip bir toplumda şimdi biri kalkıp“Eski yazımızı öğrenelim, öğretelim.” deyince kopuyor bir kıyamet. “Her şey bitti de buna mı geldi sıra” dan tutun da “Ne faydası olacak” a kadar bir sürü fikir ifade ediliyor. Kimse saf bir zihinle meseleye bakamıyor. Siyasi düşmanlıkların, nefretlerin, ideolojilerin gölgesinde yapılıyor salvolar.

      Öncelikle şu bilgileri tekrarlayalım. Osmanlıca ayrı bir dil değildir. Esasen “Osmanlıca” kelimesi de akademik açıdan yanlıştır. Doğrusu “Osmanlı Türkçesi” dir. Bu Türkçenin bugünkü dilden temel farkı Arap harfleriyle yazılmasıdır. Kısaca Arap harfleriyle yazılan Türkçeye günümüzde Osmanlıca denmektedir. Bin yıllık bir birikimle, kültür ve dil kaynaşmalarının etkisiyle değişen ve kendi anlam dünyasını oluşturan bu dil ortaya çıkmıştır.

      Esaslı ve sıkı bir eğitimden geçmeden o dilin verdiği edebiyat ürünlerini okumak ve anlamak mümkün değildir. Liselerde verilen Osmanlıca eğitimi neyi kazandıracaktır peki? Tanzimat ve Cumhuriyet devri gazetelerini, dergilerini, romanlarını, hikayelerini okumak isteyenlere bir ışık olacak ve merakları körükleyecektir.

Ömer Seyfettin’in  1) ini,

Refik Halit’in  2) sini

aslından okuyabilecek gençleri görmemizi sağlayacaktır. Bunlar da hayal olsa bile bence beş yıllık Osmanlı Türkçesi eğitimi sadece Osmanlıca’nın ayrı bir dil olmadığını öğretse,

Mustafa Kemal Atatürk’ün (3) cümlesinin aslını gençlere farkettirse bile büyük başarıdır. Bu algının değişmesi bile çok şeyi değiştirecektir.

18/12/2014

 

 

 DİPNOTLAR

(1) Yüksek Ökçeler
(2) Ay Peşinde
(3) 1335 senesi mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Şehir içindeki Nekropol, Kral Mezarları; odunluk, depo, otopark, ekmeklik olarak kullanılıyor
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
G20 Erdoğan, Putin ve Obama Caps
E-Bülten Kayıt
BİYOGRAFİ
ARŞİV ARAMA