AŞIKLIK GELENEĞİ,YAZI DİZİSİ -I
Ülkü Taşlıova

AŞIKLIK GELENEĞİ,YAZI DİZİSİ -I

Bu içerik 7606 kez okundu.

ÂŞIKLIK GELENEĞİ

 

            AŞIKLIK EDEBİYATININ ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE YETİŞTİRDİĞİ TEMSİLCİLER: Anadolu sahasında XVI. Yy’ dan günümüze kadar geçirdiği aşamaları izleme imkanı bulduğumuz aşık edebiyatının ortaya çıkışı ve önceki dönemlere ait gelişim çizgisini belirlemek oldukça güçtür. Bu güçlüğü oluşturan faktörlerin başında Türklerin Orta Asya’ dan göç ederek Anadolu’ da yeni bir yerleşik medeniyet kurmaları, yeni bir dini benimsemeleri, şiir ve musiki alanlarında bir takım değişiklikleri kabullenmeleri gelir.    

            Tarihsel seyri izlemeyi güçleştiren bir başka faktör de âşık edebiyatının, sözlü kültürün ürünü olması,  bu ürünlerin çoğu kez yazıya geçirilmemesi, ilk dönemlerde yazıya geçirilen belgelerin bir kısmına henüz ulaşılmamış olmasıdır.

            Başta Fuat Köprülü olmak üzere birçok araştırmacının çeşitli dikkatleri, âşık edebiyatının önceki dönemlerine ait bazı ipuçlarını ortaya koymuştur.

            Köprülü, Türklerin halk şair-musikişinasları hakkında ilk tarihi bilgilerin, Atilla devrine yani V. Yy ın ilk yarısına ait olduğunu garp kaynaklarının verdiği bilgilere göre Atilla’ nın ordusunda şairlerin ve musikarcıların bulunduğunu, onun ziyafetlerinde bu şairlerin Atilla’nın kahramanlıklarına zaferlerine dair yarattıkları şiirleri okudukları belirtilir.

            ÂŞIKLIK SANATI NEDİR? Ozanlık geleneğinin günümüz temsilcisidir. İslamiyet’ten önce ozan diye anılırken İslamiyet’le tanıştıktan sonra Âşık olarak adlandırılmışlardır. Aşk, kahramanlık, güzelleme, taşlama, tabiat şiir söylerler. Kendi tasnif ettikleri ve usta malı hikâyeler söylerler.

            ŞİİR VE HİKÂYE ÖZELLİKLERİ:

 Şiir; 8 heceli semai,

         11 heceli koşma,

         15 heceli divan kalıbı hece ölçüsü olarak kullanırlar. Âşıklar şiirlerini irticalen yani doğaçlama olarak söylerler, önceden her hangi bir hazırlık yapmazlar.

HİKÂYE: Usta âşık en az bir halk hikâyesi tasnif (düzenler) eder. Bu hikâyeyi sazı eşliğinde dinleyici huzurunda yani düğün ve kahvehanelerde söyler, anlatır. Hikâye içerisinde şiirler vardır ve o şiirler makamlara göre sazla okunur.

ÂŞIKLIK SANATININ EN ÇARPICI VE DİĞER SANATLARDAN FARKLI TARAFI: Halk sanatı olması anonim ve ferdi ürünlerden oluşması. Sözlü geleneğe dayanması… Ve en önemlisi irticali olması. Halk hikâyesi olması… Şiirlerin nazım ölçüsü olması.

ÂŞIKLIK GELENEĞİ BİR SANATMIDIR?  Bu sorunun tek cevabı vardır. Evet.

DÜNYA GENELİNDE DE BU SANAT VAR MI? Var. İngiltere’de ve bütün batıda, Amerika’da ve dünyanın birçok yerinde vardır. MİNSTREL, TRABADOR, FOLK POET gibi adlarla bilinirler.

BÜNYESİNDE BARINDIRDIĞI SANAT HARİCİ ÖZELLİKLER: aşığın sözleri destansı şiirleri çağının tarihsel, kültürel, sanatsal ve bütün olaylara açıklık getirir, bilinmeyenleri göz önüne getirir.

ÂŞIKLIK SANATI GÜNÜMÜZDE DEVAM EDİYORMU? VE HAKETTİĞİ YERDEMİDİR. Devam ediyor ama hak ettiği yerde değil.

ÂŞIKLIK GELENEĞİNİN TARİHİ: Türk destancılığı başlangıcından 15. Yy’ a kadar kahramanlık konusunu dile getiren Ozan’ lar etrafında yaşamıştır. 16.yy’ dan itibaren ozanlıktan aşıklığa geçiş başlamıştır. 16.yy’ dan günümüze kadar  çeşitli özellikler kazanarak devam etmektedir.

Yazılı kaynaklardaki bilinen en eski destancıların kesin tarihleri bilinmiyor. Bunlar arasında Anadolu’da yaşamış olan Kül Tarkan, Apruncır Tigin, Kalımkeyşi, Çuçu gibi ozanları örnekleyebiliriz.

Âşık olarak 16. Yy’ da Köroğlu, Pir Sultan Abdal, Geda Muşlu, Öksüz Dede, Kul Çulha yı örnek verebiliriz.

Mevcut belgelerde İslamiyet’ ten önceki Türk devletlerinde askeri muzıkaların ve halk şairlerinin bulunduğunu, genel ve özel toplantılarda, ziyafetlerde, ölüm merasimlerinde ve av törenlerinde bu şairlerin önemli yer işgal ettiklerini göstermektedir.

Gazneliler Devleti ordusundaki Türkler arasında halk şairlerinin olduğu ortaya çıkmıştır.(963-1186)

Divan-ü-lügati’ t Türk’ de Karahanlı’ lar dönemindeki halk şairlerinin varlığına dair kayıtlar X-XI yy da ezgi eşliğinde şiir söyleyen sanatkârların bulunduğunu göstermektedir. (840-1212)

Çağlar içinde değişen Türk coğrafyasının her birinde âşıklık sanatı yürüyüp gelmiştir.

XIII. yy. Anadolu Selçuklu ordularında görülen ozanlar. Mısır Memluk Devletinde de sanatlarına devam etmişlerdir.

İslamiyet’in kabulünden XVI. Yy kadar olan devre geniş halk kitleleri açısından da bir geçiş devresi olmuştur. Bu devrede eski kültürün devamcısı olan “ozan” gerek Anadolu’da gerek Azerbaycan sahasında aynı çizgiyi devam ettirerek yerini yavaş yavaş “âşık” a bırakmıştır.

Geçiş döneminde halk şairleri için Ozan, Dede, Ağsakkal, Varsag, Yanşag gibi çeşitli isimler kullanılmıştır.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Afrin'de bir odadan çıkanlar
Afrin'de bir odadan çıkanlar
Ticari savaş başlıyor.
Ticari savaş başlıyor.