DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Hilmi KIZILCA
Hilmi KIZILCA

BABAMIN AĞLAMASI

     BABAMIN AĞLAMASI

     Babamı hiç ağlarken görmemiştim. Bu yaşıma kadar onun dokunaklı, heyecanlı vaazlarından etkilenip ağlayan insanları çok seyrettim ama onu ağlarken hiç görmedim. Vaazlarında da hiç ağlamazdı. Ta ki 29 Ekim 2014 akşamına kadar. 


     Ermenek maden kazasının ikinci günüydü. İki gecedir maden ocağı çevresinde kâh bir kenarda kâh bir odada geceliyorduk. İlk gün ve ikinci gün akşama kadar en metanetlimiz oydu. Herkes oradan oraya koşturuyor, isyan ediyor, bağırıp çağırıyordu. Ama o, yüzünde olgun bir ciddiyetle etraftakileri teskin ediyor, ağlayan kadınlara sükunet tavsiye ediyordu. Meğer bardak yavaş yavaş dolmaktaymış. İkinci günü akşamı köyde olan ve madene gelmek isteyen yeğenim Hüseyin’den söz açılınca olan oldu. Çocukların bahsi geçince öyle bir ağlamaya başladı ki. Yılların birikmesini boşaltıyordu sanki. O koca adam, bizim kendisine yaslanarak güç aldığımız dağımız, babamız, yüzünü elleri arasına almış oturduğu yerde sarsıla sarsıla, hıçkıra haykıra ağlıyordu. İhtimal, kendisiyle aynı kaderi yaşayacak olan torunlarını düşünüp onlara ağlıyordu. Elimizi omzuna koyup “Yapma baba, koyverme kendini, sen böyle yaparsan…” dedikçe sarsılmalar artıyor, hıçkırıkları boğuklaşıyordu. Uzun süre bu halde kaldı, neden sonra sakinleşti.
     Kendisi de bir yetimdi. Babam dokuz yaşındayken, babası bir karın ağrısıyla güç bela götürüldüğü Karaman’dan bir daha dönmemişti. Sonradan duyduklarına göre belediye dedemi kimsesizler mezarlığına defnetmiş. Sonraki yıllarda da o mezarlığın yerine otopark yapılmış. Biz çocukluğumuzdan beri dedemin bu hikayesini babamdan ve amcalarımızdan dinleyerek büyüdük. Aileyi en çok sarsan da dedemin bir mezarının olmamasıydı. Belki babamın ağlamasının bir sebebi de damadının bir mezarının olmama ihtimaliydi.


    Neyse ki facianın 38. gününde eniştemin cansız bedeni çıkarıldı madenden. Nasıl sevinildi, görmeliydiniz. Adeta herkes birbirine “gözümüz aydın” diyordu. Çünkü gün geçtikçe ümitler tükeniyor, insanlar karamsarlığa boğuluyordu. “Madenden çıkarılamayacaklar mı acaba” endişesi yayılmaya başlamıştı. Hastanede morga girerek damadını görme ve yıkama cesaretini en önde gösteren yine oydu. 5 Ekim Cuma günü cuma namazından sonra beş madenci, mahşerî bir kalabalıkla, Türkiye’nin her tarafından gelen dost, akraba, arkadaşların da manevi desteğiyle defnedildi. O saatten sonra ev hiç boş kalmadı. Taziyeler, destekler, hatimler,dualar…
Cumartesi günü kalabalık büyük ölçüde dağılmıştı. Uzaklardan gelenler gitmiş, yakınlardan gelenler de yavaş yavaş gitmeye hazırlanıyordu. İkindiye doğru büyük desteğini gördüğümüz birkaç yakın aile de ayrılıp ortalık tenhalaşınca babamın zembereği bir kez daha boşaldı. “Ateş düştüğü yeri yakar” sözünün gerçekliği ayan beyan ortaya çıkınca bir duygu patlaması daha yaşanması kaçınılmazdı. Misafirleri uğurladıktan sonra evin merdivenlerine yöneldiğimiz sırada madende duyduğumuz hıçkırık seslerinin aynını duyduk. Babam evin önünde dizleri üzerine çökmüş, sırtını bize doğru dönmüş, yüzü elleri arasında sarsılırak hıçkırıyordu. Artık kimsede dayanma gücü kalmamıştı. Onun ağlayışını duyan herkes bir köşeye çöktü, sessiz hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Hüseyin merdivenin bir basamağında, bazısı ayakta, bazısı bir köşeye çökmüş öylece bir müddet ağlaştık. 
Uzun süre ağladık. Hayatın bir daha eskisi gibi olmayacağına, üç yetime, onların bir daha “baba” diyemeyeceğine, suçluların bir müddet sonra ortalıkta dolaşacağına, yine insanların öleceğine, hepsine ama hepsine ağladık. Elimizden başka ne gelirdi ki. Doya doya ağladık.


    Babamın ağlaması bizde bambaşka duygular uyandırdı, güzel duygular. Tarifi imkansız, insânî duygular.

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Şehir içindeki Nekropol, Kral Mezarları; odunluk, depo, otopark, ekmeklik olarak kullanılıyor
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
G20 Erdoğan, Putin ve Obama Caps
E-Bülten Kayıt
BİYOGRAFİ
ARŞİV ARAMA