BİR GÜN BATIMI
Mülazımoğlu Özcan Hasan

BİR GÜN BATIMI

Bu içerik 6035 kez okundu.

         Durakta, bir türlü gelmek bilmeyen otobüsü beklerken gözüm önümdeki kalabalığa takıldı .
“ Eyvah , yine ayakta gideceğiz ” diye aklımdan geçirdim. Ve  bu  hisle   bakışlarımı   etrafta
gezdirirken fevkalade hoş, çoğu zaman hiç görmediğimiz bir güzelliğin  farkına vardım.
Akşamüstü güneşinin kızıllığı bürümüştü bizi, denizi, gökyüzünü, her şeyi. Güneş, Haşim’in de 
yakındığı, her şeyi bütün çirkinliği, kötülüğü ve gerçekliği ile gösteren öğle güneşinden çok
farklıydı. Bu güneş, yatağında son anlarını bitirmek üzere olan bir ananın şefkatli ve hüzünlü
bakışlarıyla yeryüzünü sarmış, ölüme koşarcasına karanlığa yuvarlanmakta.

         Bu sönük güneşin altında her şey aslından daha güzel görünüyor. Kirli sular bile solgun şualarla
tutuşup alevleniyor ve şimdiden yakamozlanmaya başlıyor. Evler-irili ufaklı, ahşap, beton, bakımlı
veya Bakımsız halleriyle birbirine yaslanmış,birbirinden Kuvvet alan ihtiyarları anımsatan eski
İstanbul evleri- akşamın bu güzel kızıllığında ne hoş bir gizeme bürünmüş .Camilerimiz , asırlardır
ezan sesini semalarda çınlatan , göklere ser çekmiş, osmanlı mimarisinin yüzakı camilerimiz, bu vakitte
heybetlerinin zirvesine çıkarak şehrimizin simgesi olmuyorlar mı ? Ya sağa sola koşuşturan insanlar,
her biri yüzlerinde ayrı heyecan ve telaşla bu gizleyici ışıkların altında gündüzki ihtiraslarından,
menfaat tutkularından uzaklaşmış görünmüyorlar mı?

        Bu güzelliklerin farkına varan sadece ben değilim. Martılar güneşin iyice tadını çıkarabilmek
için gözleri ufka dikili, bir o yana bir bu yana süzülüp duruyorlar. Onların sesleri bu güzel akşam 
senfonisinin en son belki de en güzel tınısını oluşturuyor. Ötede yaşlı simitçi son simitlerini
satarken güneşi kaçırmaktan korkarcasına suskun, gündüz ki canlılığından uzak .Balıkçılar
eve dönmeyi hepten unutmuş gibi işleri ağırdan almaktalar...Ve güneş ufukta ki son evlerde
misafirliğini tamamlamak üzere......
 

  .....Uzaktan bir vapur İstanbul’u selamlıyor. Otobüs de durağa yaklaşıp kapılarını açıyor.
Az önce otobüse ve kalabalığa kızan ben “ah keşke otobüs biraz daha geç gelse, insan 
kuyruğu biraz daha uzun olsaydı” diyorum ve geceye doğru yol alıyorum .

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X