atasehir escort
istanbul escort bayan escort
istanbul escort istanbul escort bayan şirinevler escort
KATLİAM !
Mülazımoğlu Özcan Hasan

KATLİAM !

Bu içerik 7824 kez okundu.

            KİTAPLARA DAİR...

 

              Bir boşluk göze çarpıyordu tarihi meydanda , bir ıssızlık . Ne olduğunu anlayamadım ilkin . Bir hırsız sessizliği  ve dikkatiyle yaklaşıp kısık bir sesle “kitap var, bilgisayar programları var , abi ingilizce kitapları lazım mı ?” diyen 30-35 yaşlarındaki   adamdan sonra anladım neyin eksik olduğunu ; Beyazıt Meydanından  kaldırılmıştı kitaplar ve kitapçılar. Kim yaptı bunu belediye mi? Niye ? Hem  bilinmez hem de akıl sır ermez neden bu tedbire gerek  duyuldu ! Kim bilir ? Ya kitabevleri rahatsız oldu iyice , ya da başka bir yerlere dokundu işin ucu; gerekçesi  de  haksız rekabeti önlemektir ya da meydanın tarihi dokusunu korumaktır, oysa meydanın tarihi dokusunun bir parçasıdır kitaplar ve kitapçılar...Dedim ya kim bilebilir...?

             Birkaç hafta oldu, Müdürün fermanıyla ( benim bu zata bilim adamı diyebilmem yada zatı akademisyen olarak görebilmem için ceza ehliyetimin olmaması lazım) İstanbul Üniversitesinde 13-14 bölümün kütüphanesine kilit vuruldu , Kapılarına kilit vurulan kütüphanelerin kitapları toplanarak bodrumlardaki izbe odalara indirildi . Ben bu bölümlerden birinde görevli bir asistan arkadaşımın yalancısıyım “resmen çürümeye bırakıldı” diyor arkadaşım bu kitaplar için.

            Müdür Hazeratının (!) "geri kalmışlığımızın tarihi" üzerine kafa patlatıp sebep ve müsebbiplerini günlerce düşünüp araştırdıktan sonra arşimet edasıyla balkona fırlayıp "buldum buldum" diye haykırmasına ramak kalmış olmalı. Ve  ardından bu kütüphanelerin  çağımıza ve gereklerine cevap veremediğini , son derece eski ve yetersiz (belki gereksiz ) olduklarını tespitle meseleyi kökten çözüme kavuşturdu; kitaplıkları koca koca kilitlerle zincire vurdu, düşünceye (ve özgürlüğüne) de yapmaya çalıştıkları gibi. Niye demeyin hepiniz biliyorsunuz, her sabah kıl kontrolünden bile (sakal bıyık tabii) geçiyoruz, valla sınava alınmayız korkusuyla traş oluyoruz sabahın köründe, memur gibi...Be adam sen niye bıyık bırakıyorsun peki? Sıkıysa E. Hocanın sakalını da kessene..! Derste sakalını kaşıyarak bize baktığında içinden kıs kıs gülüyor mu diye merak ediyorum ama soramadım, zahir onlar da , görünüşte de olsa kontrolleri uygun bulmadıklarını söylüyorlar, tabii yüksek sesle olmamak kaydıyla. Gelelim kütüphane meselesine; gazeteler ve diğer kitle iletişim araçları sahipleri son derece tarafsız yaklaştılar o kadar ki; kararı ve uygulamayı protesto eden ve sonucunda küçük çaplı bir arbede çıkaran daha sonra müdahaleyle dağıtılan öğrenciler de olmasa kamuoyunda belki hiç duyulmayacaktı bu çağdaş(!) uygulama.

          “ Mesele duyulsa ne olurdu ki” diyebilirsiniz, son derece haklısınız, bir şey yapılabilir mi bilinmez ama benim acizane fikrim şu cihette; muhtemelen yapılacak itirazlara karşı yine o malum  “ne yaparsanız yapın vız gelir “ türünden umursamazlık maskesi takınılacak, ardından İlke ve İnkılaplar sıralanacak daha sonra zincire vurma olayı ilkelerden birine dayandırılacak –bu durumda hangisi olur kestiremiyorum- ve nihayet , evet evet iyi bildiniz, eleştirenler -en basitinden- irticacılıktan başlanıp cumhuriyet düşmanlığına kadar varan bir düzine düşmanlıkla suçlanacak ve belki de mahkemeye verilecekti. Bu durumda Müdürle aynı dünya görüşünü paylaşanlar uygulamayı hiç değerlendirmeden alkışlayacaklar, aykırı görüştekiler ise “ aman aman şerri uzak olsun “ deyip yılan ve yılanın bin yıllık ömrü hikayesinden medet umacaklardı. Bunun örneğini üniversiteden kaçan – yada kaçırtılan- hocalar mevzusu yeterince açıklıyor sanırım. Haklısınız mesele duyulsa ne olacaktı ki ?.... Neyse ki Gazeteler herkesi bir sürü meşakkatten kurtardı...Benimse tepkim, unutmamak için kimsenin okumayacağı bu yazıyı yazmaktan ibaret...

        Müdürün haklı olduğunu düşünenler olabilir, ancak kapatılan kütüphaneler hangi bölümlere ait bir göz atılırsa ilk  göze takılanların Edebiyat ,Tarih gibi bölümler olduğu görülüyor. Bu bölümlerde benim bildiğim kadarıyla (aslında tüm bölümlerde de) eski kitap ve eserler büyük önem taşır. Eski gerekçesi bu kitapların kaldırılması için yeterli bir sebep midir ? Yeterli bir sebep bile olsa acaba kitaplıklar kapatılmadan bir çözüm üretilemez miydi ; zamana yayarak yenileme gibi ?

        Satıcıyı bir hırsız , bir kaçakçı ; alıcıyı da suç işliyormuş gibi bir havaya sokan birinci durum da ; ancak bilime vurulan bir darbe diye adlandırılabilecek ikinci durum da aslında hiç de çağdaş bir uygulamalar değil. Kökleri binlerce yıl gerilere dayanan bir uygular bunlar. İskenderiye Kütüphanesini yakan ve Nil’ i günlerce siyah akıtanlarla bu uygulamaların  sahipleri aynı zihniyeti taşıyan kişiler aslında . Halefler ve selefler; kitap korkusunu nesilden nesile aktaranlar  ve korkularının şizofrenik düzeye çıkışıyla kıyıma başlayanlar. Halefler ve selefler unutmayın bunu, unutmayacak çünkü sizi nesiller ve hep hötü hatırlanacaksınız; iftihar edin !!!!

            ***Üniversite kitaplığından binlerce tarihi kitabın kaybolduğu haberlerinin bu günlerde basına yansıması üzerine, o günlerde (öğrencilik günlerimde) yazdığım bu yazıyı paylaşma lüzumu hissettim. Bu haberlerden sonra başlığın da başına "katliam" eklemek aşırılık olmaz sanırım.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X